Ekranlı fütüristik kabinleri unutun. Tasarımcı Dominic Wilcox, tekerlekli minyatür bir katedrali andıran otonom bir otomobil konsepti sundu. Yüzlerce vitray parçasından oluşan "Sürücüsüz Uyku Otomobili", direksiyonun artık gerekmeyeceği bir geleceğe radikal bir bakış açısı sunuyor.
Wilcox, fikrini tamamen otonom otomobillerin o kadar güvenilir olduğu ve otoyollardaki kaza istatistiklerinin sıfıra yaklaştığı 2059 yılına yerleştiriyor. Böyle bir dünyada direksiyon simidi, tamponlar ve diğer kontrol elemanları anlamını yitiriyor. Bunun yerine otomobil "hareket eden bir oda" haline geliyor. Prototipinde içeride sadece bir yatak bulunuyor: varış noktanızı seçiyorsunuz, içeri giriyorsunuz ve yolculuk boyunca kelimenin tam anlamıyla uyuyorsunuz.
Otomobilin dış görünüşü daha da sıra dışı. Alışılageldik metal veya karbon yerine, el yapımı vitray cam kullanılmış. İlham kaynağı Durham Katedrali'nin vitrayları olmuş. Bu sadece bir dekorasyon değil: otomobil, eski ustalığı ultra modern teknolojiyle birleştiren, hareket eden bir sanat enstalasyonuna dönüşüyor. Tasarımcı daha önce GPS'i klasik brogue ayakkabılarına entegre ederek benzer bir yaklaşım kullanmıştı.
Wilcox'un konsepti tek bir otomobilin ötesine geçiyor. Ayrıca, 2059'da kullanıcıların istedikleri iç mekana sahip otonom modüller - ister restoran, ister ofis, isterse uyku alanı olsun - sipariş edebilecekleri Taxirobot hizmetini de öneriyor. Otomobil bir üründen çıkıp geçici bir mimariye dönüşüyor, insanın ihtiyaçlarına göre uyum sağlıyor. Sabah yolculuğu bir uykuya, uzun bir seyahat ise bir akşam yemeğine dönüşebilir. Geleceğin asıl sorusu otomobilin ne yapabileceği değil, içindeki alanın ne olabileceğidir.

